100 Saniyede Yapay Zekâ
Menüde Olmayan Tabağı Getirmek
Bu yazıyı okumanın tek bir sebebi var: asistanın emin sesine kanıp, menüde olmayan bir bilgiyi işine yazmamak.
Kalabalık bir lokantada garsona bugünün balığını sordun. Gözünü kırpmadan “levrek ızgara, yanında közlenmiş sebze ve limon sos” dedi. Öyle rahat anlattı ki siparişi verdin. Tabak gelince balık dondurulmuştu, sos da mutfağın o gün elinde kalan mayonezdi. Garson seni kandırmak için yola çıkmamıştı. Menüyü ezberlememiş, boşluğu en tanıdık cümleyle doldurmuştu. Sen de o rahat sese güvendin. Lokantada bunun bedeli kötü bir akşam yemeğidir. İşin bedeli ise rapora giren yanlış bir rakamdır.
Dijital asistan tam bu garson gibi çalışır. Sıradaki kelimeyi, o kelimenin doğru olup olmadığına bakmadan seçer. Cevap akıcıysa, içinde bir tarih, bir isim ya da bir madde numarası varsa, kulağa “bunu biliyor” gibi gelir. Oysa o tarih kitabın sayfasından değil, kulağa en çok benzeyen cümleden gelmiş olabilir. Buna uydurma denir. Makine yorulduğu için yapmaz. Boşluk kaldığında en inandırıcı dolguyu koyar. Mutfak pişirmediyse bile tabak masaya iner. Akıcılık burada bir sos gibidir. Tadı düzgün diye balığın taze olduğunu sanırsın.
Bunu yakalamanın yolu, garsona menüyü uzatmaktır. Asistanına bir metin verip “yalnızca bu metne bağlı kal” dediğinde, hayal kuracağı alan daralır. “Emin değilsen bilmiyorum de” dediğinde, uydurmak yerine susmayı öğrenir. “Bunu hangi cümleden çıkardın?” diye sorduğunda tabağın altını göstermek zorunda kalır. Kaynak gösteremiyorsa o satırı rapora, müşteriye ya da slayta olduğu gibi koyma. Özellikle rakam, tarih ve madde numarası gördüğünde dur. O üçlü, garsonun en rahat uydurduğu kısımdır. Akıcı cümle, mutfağın pişirdiğini kanıtlamaz.
Son bakışı sen at. Asistan taslağı hızlı getirir, sen menüyle karşılaştırırsın. Uymayan satırı silersin. Emin ses bir kanıt değildir. Tabağı masaya sen koyarsın. Garsonun anlattığı yemekle mutfağın çıkardığı yemek aynı değilse, hesabı sen ödersin.
Bunu bir cümleyle de deneyebilirsin. “Şu metindeki üç iddiayı ayır. Her iddianın yanında, metinde geçiyorsa cümleyi yaz, geçmiyorsa bilmiyorum de.” Asistan o zaman tabağı süsleyemez. Ya metinden bir satır gösterir ya da susar. Susması bir başarısızlıktır sanma. Susması, menüde olmayan yemeği mutfağa geri göndermesidir. Senin işin de o suskunluğu doldurmak değil, eksik bilgiyle masaya çıkmamaktır.
İnsanlar bu tuzağa en çok tanıdık konularda düşer. Kendi mesleğinden bir cevap gelince “bunu ben de böyle bilirdim” dersin ve kontrol etmezsin. Garson da tam orada rahatlar, çünkü sen itiraz etmezsin. O yüzden en akıcı paragrafı bir kez daha oku. Tarih uydurma mı, isim komşu cümleden mi kaymış, madde numarası havadan mı gelmiş, tek tek bak. Beş saniye süren bu bakış, saatler süren bir düzeltmeden ucuzdur.

